
Osmanlı Devleti`nin 625 yıllık
İstanbul başkent olduktan sonra bu kentte kurulan ilk saray, Saray-ı Atk-i mire`dir. Bu ilk yönetim merkezini Saray-ı Cedi mire izlemiştir. Daha sonra ki padişahlar, Topkapı, Eski Çırağan, Beşiktaş
1856 yılında tamamlanarak
Dolmabahçe Sarayı, Batı ile ilişkilerin yoğunlaştığı 19. yüzyılda, Boğaz girişinde bir prestij yapısı olarak inşa edilmiş ve hızla büyümekte olan kentin siluetini değiştirmiştir. Burada, Topkapı Sarayı`nda olduğu gibi zaman ve gereksinimlere bağlı olarak gelişen bir yapılar topluluğu yerine, yeni bir anlayışla, önceden saptanan bir yapı tasarım programı gerçekleştirilmiştir.
Planda, Osmanlı mimari geleneği ve
Bizans çağına ait
Önceleri, "Beşiktaş" semti ile sarayın bulunduğu çevre birlikte anılmış, ancak 17. yüzyıldan sonra, zamanla bataklık haline gelen bu körfez doldurularak daha sonraki yapılaşmalara
Doldurulmadan önce körfez ve yakın çevresinde yeralan çeşitli köşk, kasır ve
II. Mahmut` un oğlu Abdülmecid zamanında Beşiktaş
Tarihler bize çevre duvarlarıyla kapıların, ana binanın yapımından sonra tamamlandığını gösterir. Zaten böyle büyük bir binanın tümünün birden bitirilmiş olması mümkün değildir. Bütün bu verilerden, yapılar topluluğunun 1842-1856 tarihleri arasında ve bölümler halinde tamamlandığı sonucuna varabiliriz.
Sarayı yaptıran Sultan Abdülmecid burada ancak kısa bir süre oturabilmiştir. Ölümü üzerine yerine geçen Abdülaziz saltanatını
1909`da V.Mehmed ünvanıyla tahta geçen Sultan Mehmed Reşad`ın Dolmabahçe Sarayı`nda oturmaya karar vermesiyle, Mimar Vedad Bey tarafından onarılan saraya yeniden işlerlik kazandırılmıştır. Uzun zaman etkin bir şekilde kullanılmamış olan sarayda bu onarımlar sırasında önemli tadilatlar yapılmıştır.
1918`de Sultan Reşad`ın ölümü ile tahta geçen VI. Mehmet Vahdettin bir süre burada kaldıktan sonra Yıldız Sarayı`na geçmiş ve 1922`de Dolmabahçe rıhtımından ülkeyi terketmiştir.
Bundan sonra, 18 Kasım 1922`de Abdülmeci Efendi, halife olarak Dolmabahçe Sarayı`na yerleşmiş, 3 Mart 1924`te hilfetin kaldırılmasıyla o da hanedanla birlikte saraydan çıkarılmış ve ülkeyi terketmiştir. Atatürk`ün emriyle hazırlanan 431 sayılı yasa ile Osmanlı hanedanının malları, aralarında Dolmabahçe Sarayı`nın da bulunduğu tüm saray, köşk ve kasırlar, "millete intikal etmiştir".
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder