16 Mayıs 2011 Pazartesi

Dolmabahçe Sarayı Müzesi


Osmanlı Devleti`nin 625 yıllık yaşam süreci içinde devletin yönetildiği merkez olan "saray", ilk başkent Bursa`dan ikinci başkent Edirne`ye sonra da İstanbul`a taşınmış, İstanbul`da ise belirli aralıklarla bir mekandan başka bir mekana aktarılmıştır.
İstanbul başkent olduktan sonra bu kentte kurulan ilk saray, Saray-ı Atk-i mire`dir. Bu ilk yönetim merkezini Saray-ı Cedi mire izlemiştir. Daha sonra ki padişahlar, Topkapı, Eski Çırağan, Beşiktaş Sahil Sarayı ve Eski Beylerbeyi Sarayı`nı değişik aralıklarla kullanmış ve 1856`da Dolmabahçe Sarayı`nın tamamlanmasıyla yönetim buraya taşınmıştır. 1877 yılında yönetim bir kez daha yer değiştirmiş, 1877`den 1909`a kadar Yıldız Sarayı`na taşınmış, daha sonra 1922`de saltanatın kaldırılışına kadar yine Dolmabahçe Sarayı ve Yıldız Sarayı, yönetim merkezi olarak dönüşümlü kullanılmışlardır.
1856 yılında tamamlanarak kullanılmaya başlanan ve Osmanlı sultanlarının İstanbul`daki üçüncü büyük sarayı olan Dolmabahçe Sarayı, dönemin kültürel yapısını, sosyal ve sanatsal etkilenmeleri, eğilimleri, saray örgütündeki değişimleri önemli ölçüde yansıtan mimar bir bütündür.
Dolmabahçe Sarayı, Batı ile ilişkilerin yoğunlaştığı 19. yüzyılda, Boğaz girişinde bir prestij yapısı olarak inşa edilmiş ve hızla büyümekte olan kentin siluetini değiştirmiştir. Burada, Topkapı Sarayı`nda olduğu gibi zaman ve gereksinimlere bağlı olarak gelişen bir yapılar topluluğu yerine, yeni bir anlayışla, önceden saptanan bir yapı tasarım programı gerçekleştirilmiştir.
Planda, Osmanlı mimari geleneği ve yaşam tarzına bağlı düzenlemeler terkedilmeden Batı öğelerinden de yararlanılmıştır. Dış ve iç süslemelerde ise alışıolmışın dışında, Batı ağırlıklı ve oldukça yoğun bezemeli, görkemli bir üslup tercih edilmiştir.
Bizans çağına ait araştırmalarda ise bu çevrede bir Bizans sarayı ile hipodrom gibi yapıların bulunduğu belirtilmektedir...
Önceleri, "Beşiktaş" semti ile sarayın bulunduğu çevre birlikte anılmış, ancak 17. yüzyıldan sonra, zamanla bataklık haline gelen bu körfez doldurularak daha sonraki yapılaşmalara zemin hazırlamış ve elde edilen alan Dolmabahçe olarak anılmaya başlamıştır.
Doldurulmadan önce körfez ve yakın çevresinde yeralan çeşitli köşk, kasır ve sahil sarayının adlarına kaynaklarda rastlanmaktadır.
II. Mahmut` un oğlu Abdülmecid zamanında Beşiktaş Sahil Sarayı`na ait köşkler, yeni bir saray inşası için yer yer yıktırılır. Beşiktaş Sahil Sarayı`na ait köşklerin yıkılmasıyla elde edilen bu alana, Dolmabahçe Sarayı`nın inşası emri, Sultan Abdülmecid tarafından 1842-1843 yıllarında verilir. Sarayın bitirilen ilk bölümü ana bina olur.
Tarihler bize çevre duvarlarıyla kapıların, ana binanın yapımından sonra tamamlandığını gösterir. Zaten böyle büyük bir binanın tümünün birden bitirilmiş olması mümkün değildir. Bütün bu verilerden, yapılar topluluğunun 1842-1856 tarihleri arasında ve bölümler halinde tamamlandığı sonucuna varabiliriz.
Sarayı yaptıran Sultan Abdülmecid burada ancak kısa bir süre oturabilmiştir. Ölümü üzerine yerine geçen Abdülaziz saltanatını Dolmabahçe Sarayı`nda sürdürmüştür. yine bu sarayda tahttan indirilen Sultan Abdülaziz`in yerine V. Murad geçmiş ve 3 ay sonra da tahttan indirilerek Sultan II. Abdülhamid padişah olmuştur. Sultan II.Abdülhamid burada 7 ay kadar kısa bir süre yaşadıktan sonra, daha emniyetli olduğu gerekçesiyle yaptırdığı Yıldız Sarayı`na taşınmış ve Dolmabahçe Sarayı`nı yalnızca merasimler için kullanmıştır.
1909`da V.Mehmed ünvanıyla tahta geçen Sultan Mehmed Reşad`ın Dolmabahçe Sarayı`nda oturmaya karar vermesiyle, Mimar Vedad Bey tarafından onarılan saraya yeniden işlerlik kazandırılmıştır. Uzun zaman etkin bir şekilde kullanılmamış olan sarayda bu onarımlar sırasında önemli tadilatlar yapılmıştır.
1918`de Sultan Reşad`ın ölümü ile tahta geçen VI. Mehmet Vahdettin bir süre burada kaldıktan sonra Yıldız Sarayı`na geçmiş ve 1922`de Dolmabahçe rıhtımından ülkeyi terketmiştir.
Bundan sonra, 18 Kasım 1922`de Abdülmeci Efendi, halife olarak Dolmabahçe Sarayı`na yerleşmiş, 3 Mart 1924`te hilfetin kaldırılmasıyla o da hanedanla birlikte saraydan çıkarılmış ve ülkeyi terketmiştir. Atatürk`ün emriyle hazırlanan 431 sayılı yasa ile Osmanlı hanedanının malları, aralarında Dolmabahçe Sarayı`nın da bulunduğu tüm saray, köşk ve kasırlar, "millete intikal etmiştir".

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder